ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

Dünya’ya gelişimizle başlayan öğrenme süreci tüm yaşam boyunca devam etmektedir. İnsan davranışlarının temelinde yatan öğrenme deneyim ve pratiklerle gelişir. Konuşulan dil, gelenek, görenekler ve inançların oluşumu öğrenme süreciyle gerçekleşir. Öğrenme bireyin algısında önemli bir rol oynamaktadır.

1967’de Seligman ve arkadaşları tarafından geliştirilen öğrenilmiş çaresizlik kavramıyla ilgili pek çok araştırma yapılmıştır. Seligman, organizmanın davranışı sonucu karşılaşabileceği olumsuz sonuçlar karşısında organizmanın davranış tutumlarını inceler. Yapılan araştırmada, köpekler üç gruba ayrılmıştır. Kaçma, çaresizlik ve kontrol grubu oluşturulmuştur. Deney iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada kaçma ve çaresizlik grubundaki köpeklere şokun geleceğine dair hiçbir işaret verilmeksizin şok verilir. Deney ortamı, kaçma grubundaki köpeklerin burunlarıyla düğmeye bastıkları zaman şokun gelmesini engelleyebilecekleri şekilde tasarlanmıştır. Ancak çaresizlik grubundaki köpekler şoku hiçbir şekilde engelleyemezler. Kaçma grubundaki köpekler bir süre sonra burunlarıyla düğmeye bastıklarında şoku engellediklerini öğrenmişlerdir. Kontrol grubundaki köpekler ise deneyin ilk aşamasına katılmamıştır.

Deneyin ikinci aşamasında, her üç gruba şoktan kaçma eğitimi verilmiştir. Bu eğitimde, köpeklere uyarıcı ışıkla beraber şokun verildiği öğretilmiştir. Köpeklerden, şokun verilmesiyle birlikte odanın diğer bölmesine atlamaları beklenmektedir. Şok verildiğinde 60 sn. içinde odanın diğer bölmesine atlamayan köpekler şoktan kurtulamazlar.

Deneyin sonunda, kaçma ve kontrol grubundaki köpekler şoktan kurtulmak için odanın diğer tarafına atlamaları gerektiğini öğrenmiştir. Çaresizlik grubundaki köpekler deneyin ikinci aşamasını öğrenememişlerdir. Maruz kaldıkları şoktan kurtulmaları mümkün oldu halde herhangi bir çaba göstermezler. Pasif ve tepkisiz bir hale gelmişlerdir. Sonuç olarak, organizma deneyin ilk aşamasında davranışları ve sonuçları arasında bağlantı kuramamaktadır. Bu modelde, organizma davranışlarıyla yaşayacağı sonucu kontrol edemediğini öğrenir.

Seligman’ın hayvanlarla yaptığı araştırmalarda çaresizlik modelini destekler sonuçlar bulunmuştur. Ancak, insanlarla yapılan araştırmalarda çelişkili sonuçlar bulunmuştur. Araştırmalar, “bireyin olayları kontrol edebileceğine inanmasının öğrenilmiş çaresizliği önlediğini göstermiştir.” Bireyin olaylar ve çevresi üzerinde kontrolünün olduğuna inanması çaresizliğin gelişmesini önler. Seligman deneylerinde, köpeklerin öğrenilmiş çaresizliklerini kırmak için bir model geliştirmiştir. Bu modelde, köpekler şok verilen bölmeden, güvenli bölmeye geçmeleri konusunda zorlanmıştır. Bunun sonucunda, bireyin çevreye karşı tekrar üstünlük kazanması ve başarısızlık algısının değişmesi amaçlanmıştır.

İnsanların çoğu peş peşe yaşadıkları olumsuz olay örüntülerinden sonra öğrenilmiş çaresizliği deneyimlerler. Uzun süre bu duyguda kalan birey, çevresi ve hayatıyla ilgili sık sık olumsuz genellemeler yapar. Bu süreçte birey çevresi tarafından desteklendiğinde ve olumsuz genellemeler konusunda farkındalık kazandığında iyileşme süreci başlar.

KAYNAKÇA

Ersever H. Öğrenilmiş Çaresizlik