KEŞİF DOLU BİR ADIM

Psikodrama kişinin kendi iç dünyasına ve dünyaya attığı keşif oldu bir adımdır. Bu adımın her anında kişi sadece bir sefer yaşayabileceği çeşitli deneyimler kazanır. Psikodrama “ruh” ve “eylem” anlamına gelen iki sözcüğün birleşiminden oluşur. Kişi geçmişte ya da şimdide yaşadığı sorunları eyleme dökerek yeniden sorgulama fırsatı bulur ve sorunların kaynağı ile ilgili farkındalık kazanır. Psikodrama bir grup terapisi olmakla beraber aynı zamanda bireysel terapide de kullanılan bir yöntemdir. Süreç içerisinde kişi kendi rolünü sahnelerken aynı zamanda karşısındaki kişinin de yerine geçerek onun rolünden sahneye bakma fırsatı bulur. Rol değişimi kişinin farkındalığını arttırırken aynı zamanda sorunlar karşısında da iki taraflı bakış açısına sahip olmasını sağlayarak empati becerisini geliştirir. Spontanlık, yaratıcılık, eylem ve rol değiştirme psikodramanın en önemli bileşenlerindendir.

Üniversite yıllarımda tanıştığım psikodrama ile kendi dünyama ve başkalarının dünyalarına farklı rollerden bakma fırsatı buldum. Daha önce hep kendi rolümde kaldığım ilişkilerde zamanla karşı tarafın da rolüne geçip daha farklı açılardan olayları değerlendirmeye başladım. Aldığım her rol ben de farklı bir kapı açtı. Grup içerisinde kimi zaman protagonist kimi zaman ise başkasının hikayesinde rol alan antagonist oldum. Protagonist; sahneye kendi hikayesini getiren “baş oyuncu” dur. Antagonist ise; protagonistin hikayesinde anne, baba, kardeş, eş vb. gibi rolleri alan kişilerdir. Kendi hikayemi çalışırken, grup üyelerinin desteğini hissetmek benim için büyük bir güç ve cesaret kaynağı oldu. Başkalarının hikayelerinde rol alırken ise kişi kendi yaşamıyla ilgili de pek çok ortak nokta buluyor. Geçmişte yaşanan sorunların benzerlerini başkalarının hikayelerinde dinlemek, onların sorunla nasıl mücadele ettiklerini görmek ya da mücadele edilemediğine tanık olmak psikodramada farkındalığın başladığı noktadır. Psikodrama kişinin rol repertuarını genişletirken aynı zamanda işlevsiz rollerin de sağlıklı bir biçime dönüşmesine yardımcı olur.

Şimdi gözlerinizi bir kaç dakikalığına kapatın ve çocukken aldığınız farklı rolleri hayal edin. Ebeveyn rolü, huysuz kardeş, talepkâr çocuk, sevgi ve ilgi bekleyen çocuk, küsen çocuk, sorunlarını gizleyen çocuk, yardım isteyen çocuk, çekingen çocuk vb. gibi pek çok rol aldınız. Bu rollerden bazılarını sorunlarınızı çözerken kullandınız, bazılarının ise işe yaramadığını fark ettiniz. En önemlisi bu rollere girerken düşünmediniz. Çocukluk çağı spontanitenin en doğal ve gerçekçi olduğu dönem. Spontan bir şekilde verilen kararlar, onunla beraber gelen cesaret ve öz güven kişinin hayatında farklı deneyimler yaşamasına izin verir. Yetişkinlikte kaybolan spontanite ile kişi karar alırken, üretici olurken, yaratıcılığını sergilerken pek çok defa zihin süzgecinden geçirme ihtiyacı duyar. Süzgeçten geçenler arasında en çok alışıla gelmiş ve mantığa uyan davranışlar seçilir. Bu tarz seçimler sonucu kişi kendine en tanıdık gelen davranışı sergiler. Psikodrama ile farklı rolleri denemek, yeni rol repertuarı geliştirmek kişiye yeni bir hayat kapısı açar.