BAY ve BAYAN EVET

Hayatımızda “HAYIR” a yer vermediğimizde bir süre sonra kendimizi bay ve bayan “EVET” olarak buluruz. İlişki kurma, iletişimde kalma, kabul görme ve beğenilmenin tek yolu olarak benimsenen  bu kelimenin gücü bir süre sonra kişiye ağır gelmeye başlar. Başkalarının isteklerine “evet” ile yaklaşırken kişi kendi ihtiyaçlarının ve sınırlarının farkına varmaz. Bu biriken ihtiyaçlar bir süre sonra kişide öfke patlamalarına sebep olabilir. İhtiyaçlarını ve isteklerini karşı tarafa göre şekillendiren kişi yavaş yavaş kendine yabancılaşmaya başlar. Bu yabancılaşma sürecinde kişi kendine uzaklaşır  ve kendi  benliğini, gücünü kavramakta güçlük çeker.

“Evet” derken zorlanmazken neden  “Hayır” derken bu kadar zorlanır insan?

“Evet” ya da “Hayır” derken aynı zamanda kendi seçimlerimizin sorumluluğunu aldığımızı unutmamalıyız. Her seçim bir vazgeçiştir ve bunun sorumluluğu kişiye aittir. Seçimlerin sorumluluğunu almak “öz denetim” mekanizmasının gelişmesini sağlar. Seçimlerine ve kararlarına sahip olmayan kişi sorumluluğu başkalarına yüklemektir. “Hayır” demek sağlıklı sınırları oluşturmanın ilk adımıdır.

“Evet” cevabı memnun etme ve kabul görme koşuluyla ilişkilendirildiğinde kişi kendisinden bekleneni yapmadığı takdirde reddedileceğini, terk edileceğini, sevilmeyeceğini, kötü ve bencil olarak yargılanacağını düşünür. Bu düşüncenin temelinde küçük yaşlarda çocuğa verilen koşullu sevgi yatar.

“Hayır” deme şansı verilmeyen çocuklar yetişkinlik hayatında sınırlar konusunda sık sık sorun yaşamaktadır. Sınır belirsizliği olan ikili ilişkilerde sorunların yaşanması kaçınılmazdır. “Hayır” derken kişi davranışının, düşüncesinin sorumluluğunu alır ve kendi sınırlarını, haklarını korumanın ilk adımını atar. Sınırları belirlemek, seçimlerin sorumluluğunu üstlenmek ve sonuçlarına katlanmaktan geçer.

“Hayır” demek ve sınır koymak kişinin kendine yaptığı bir yatırımdır. “Kendi düşüncelerimizi sahiplenmeli ve kendi düşüncelerimizin sorumluluğunu almalıyız”…