BEYİN DUYDUĞUNA İNANIR

Zihin aldığı bilgileri hem bilinç hem de bilinçaltı süreçte işler. Bilinç, zihnin düşünen, kavrayan, mantık yürüten, eleştiren, plan yapan ve yargılayan kısmıdır. Bilinçaltı ise buz dağının görünmeyen kısmı, kişinin farkında ve kontrolünde olmadığı kısmıdır. Bilinçaltı istemsiz vücut fonksiyonlarını kontrol ederken aynı zamanda anne karnından itibaren tüm hatıraları, deneyimleri depolar. Bu kısım aynı zamanda duygular, sezgiler, alışkanlıklar, bağımlılıklar, gelişimsel dönemler ve ruhsal bağlantılardan sorumludur. Bilgisayarın hard diskine benzeyen bilinçaltı, içinde geçmiş ve şimdiden gelen tüm yaşantıları, inançları, duyguları, düşünceleri barındırır. Bu işlem hayat boyu devam eder. Pek çok insan aynı hataları birkaç kere yapar ve aynı sorunları yaşar. “Aynı davranışı sergileyip farklı sonuçlarla karşılaşacağına inanan tek varlık insandır”.

Beynin bilinçli kısmı tekrarlanan yaşam örüntülerinin farkında olsa bile bilinçaltı farklı düşünüp hisseder. Örneğin, bilinçli zihin kişinin zayıflamasını ve daha sağlıklı olmasını söylerken bilinçaltı, yemek yemenin rahatlattığını, mutlu ettiğini, kaygı ve stresi azalttığına inanıyorsa kilo vermek zorlaşır. Çünkü gerçek kontrol bilinçaltındadır. Terapi sürecinde bilinçaltıyla yapılan çalışmalar bu inançları değiştirir ve yerine sağlıklı yeni inançlar koyar. Kaynak sorun tespit edilmedikçe iyileşme ve gelişme olmaz. Bilinç ve bilinçaltını buz dağına benzetecek olursak bilinçli zihin %10u oluştururken, bilinçaltı zihin %90’ı oluşturur.

Jung “Bilinçaltındakiler bilince çıkmadıkça karşına kaderin olarak çıkar” der. Napoleon Hill “Aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir” der. Bilinçaltı başaramayacağına inanırsa gerçekten başaramazsınız. Beyin duyduğuna inanır ve kişi kendine olumsuz mesajlar verirse bu bilinçaltında olumsuz olarak kodların oluşmasına sebep olur. Eğer bir konuyla ilgili olumlu düşüncenin var olmasını istiyorsanız olumsuz düşüncenin zihinden çıkması gerekir ki olumlu düşünce zihinde kendine yer bulabilsin. Araştırmalar 21 kere tekrar edilen davranışların alışkanlık haline geldiğini söyler.

Bilinçaltı aynı zamanda bağışıklık sistemini de kontrol ettiğinden beden sağlığı içinde oldukça önemlidir.  Bilinçaltında sağlıklı düşünceler çoğaldıkça kişi hem ruhsal hem fiziksel açıdan daha sağlıklı olur. “Depresyon, panik atak, fobiler de bilinçaltına yerleşmiş tekrarlayan olumsuz duygu ve düşüncelerin yansımasıdır”. Kendinize sık sık neyi söylüyorsanız onu bir döngü halinde yaşarsınız. Örneğin, sık sık artık ben yaşlandım, benden geçti derseniz beyin onu duyar, o düşünceyi sahiplenir ve o döngüde yaşar.  Bilinçaltını ne kadar çok olumlu düşünce ve duygularla doldurursak o kadar sağlıklı, o kadar başarılı, o kadar mutlu oluruz.

Bilinçaltını tanımak, sağlıksız düşünceleri sağlıklı yeni düşüncelerle değiştirmek yaşamımızı iyileştirmenin ilk adımıdır…