AYRILMAZ İKİLİ: RUH VE BEDEN

Günlük hayatın kaosu içinde kendimizi dinlemeye bile fırsat bulamadığımız zamanlar olabiliyor. Yoğunluk içinde ruh ve beden ihtiyaçlarımızın farkına varmak onlara kulak vermek zaman kaybı olarak görülebiliyor. Özellikle yoğun kurumsal hayatın içinde bulunan kişiler bu ihtiyaçları çok uzun süre yok sayıyor. Yok sayılan ruhsal ve bedensel ihtiyaçlar bir süre sonra sinyal vermeye başlıyor. Ruh ve beden bütünlüğü çerçevesinden baktığımızda psikolojik ihtiyaçların giderilmemesi fizyolojik dengenin bozulmasına sebep olabiliyor.

Ruhsal dengenin bozulmasıyla beraber bedensel yakınmalar başlayabilmektedir. Beden, ruhsal ihtiyaçların sinyallerini somut olarak gösterir. Dile dökülmeyen ruhsal ihtiyaçlar bedende kendine bir organ seçer ve ihtiyacın karşılanması için sinyal verir. Bu hastalıklar araştırıldığında nörolojik ve fizyolojik hiçbir bulguya rastlanmaz. Kişinin belli fiziksel rahatsızlıklar yaşamasına sebep olan ruhsal etkenlerin yer aldığı bedensel hastalıklarıdır. Bu hastalıklar, çoğunlukla kişinin sorunlarla baş etme mekanizmalarının zayıfladığı ya da yetersiz kaldığı dönemlerde ortaya çıkar.

Maruz kalınan stres ortamı içinde kendine çıkış yolu arayan organizma çözüm üretmeye ya da bu duruma uyum sağlamaya çalışır. Dilimizde kullandığımız bazı ifadelere baktığımızda ruh beden ilişkisini açıkça görebiliriz. Örneğin, “utançtan yüz kızarması, üzüntüden iştahın kesilmesi, kuruntudan uykunun kaçması” gibi ifadeler duygusal sıkıntıların bedensel tepkileri oluşturduğunun yalın göstergesidir.

“Yoğun karın ağrısı şikayetiyle hastaneye giden kişinin, muayenesi sonucunda lökosit değerinin normal değerler üstünde çıktığı, belirtilerin apandisiti düşündürdüğü kanısına varılmıştır. İlerleyen saatlerde, başka bir hekim tarafından incelenen hasta, şikayetlerini anlatırken sorular doğrultusunda gün içinde yaşadıklarından, karın ağrısı başlamadan önce yaşadığı olaydan bahsetmeye başlar. Bir süre sonra konuşmanın ardından hastanın karın ağrısı yavaş yavaş ortadan kalkar”. Bu örnekte, ifade edilemeyen duyguların bedende bir organ bularak, o organın çalışma mekanizmasını nasıl etkilediğini görüyoruz. Duygularını ifade edemeyen kişilerde bir organ dili oluşur ve kişi kendini yaşadığı hastalıkla ifade eder.

Yaşam içinde ihtiyaçlarımızın farkına varmak, beden sağlığımız ve ruh sağlığımız için kendimize yaptığımız bir yatırımdır. Ruh ve beden ilişkisinin farkına varmak sağlıklı bir şekilde yaşamamıza ve hayattan keyif almamıza yardımcı olur.